Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Hakedelimde alalım
Çarş. Ekim 10, 2018 9:45 am tarafından dutluca-bilecik

» Söğütte yataktaki yörük atası
Çarş. Eyl. 19, 2018 10:21 am tarafından dutluca-bilecik

» Zeybeği oynarken
Salı Eyl. 18, 2018 11:07 am tarafından dutluca-bilecik

» Dede torun söğütte
Salı Eyl. 18, 2018 10:42 am tarafından dutluca-bilecik

» Koca alp
Paz Eyl. 09, 2018 4:08 pm tarafından dutluca-bilecik

» kese yoğurdunun hayali
Çarş. Ağus. 15, 2018 10:21 am tarafından dutluca-bilecik

» yatı yeri alemi
Çarş. Ağus. 15, 2018 9:56 am tarafından dutluca-bilecik

» Kaşık oyunları oynanırken
Ptsi Ağus. 13, 2018 10:44 am tarafından dutluca-bilecik

» göğebakan da yatı
Salı Ağus. 07, 2018 9:57 am tarafından dutluca-bilecik

Ekim 2018
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    

Takvim Takvim

Sayaç
Website counter
Dost Siteler
www.yoruklerobasi.com
http://www.forumyoruk.com


****** Diyor ki

A


TÜRKÜLER VE HİKAYELERİ

Aşağa gitmek

TÜRKÜLER VE HİKAYELERİ

Mesaj tarafından Halil Erol Bir Cuma Ağus. 22, 2008 12:44 am

ORMANCI TÜRKÜSÜ



Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya
Bay Mustafa çağırdı dam oynamaya
Ormancı da gelir gelmez yıkar masayı
Söz dinlemez Ormancı çekmiş kafayı
Aman Ormancı canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes' in ortasında değirmen döner
Değirmenin suları dağından iner
Ormancı'ya atılan kurşun Tevfik' e döner
Tevfik' in feryatları yürekler deler
Aman Ormancı canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes' in suları hoştur içmeye
Üstünde köprüsü var gelip geçmeye
Tevfik' imi vurdular hiç mi hiç yere
Yazık ettin Ormancı köyün iki gencine
Aman Ormancı canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

*Derlemeyi yapan Kemal Erdinç.

1-Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili Okutmanı


Hikayesi:Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Gevenes köyünde Mustafa Şahbudak adın da 1922 yılında bir efe doğar. Babası ağadır dolayısıyla Mustafa da bir ağa çocuğudur. Mustafa hiddetli bir kişiliğe sahiptir. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli en yakın canciğer arkadaşıdır. Herke bu ikilinin arkadaşlığına gıpta ile bakar Neredeyse her akşam köy kahvesinde bu iki arkadaş dama maçı düzenlerler iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar kahvedekiler tarafından ilgi ile izlenir. Çünkü bu olayların mükafatını izleyiciler almaktadır. 1946 yılı Temmuz ayının sıcak bir gününde bu arkadaşlığa kan damlar öfke seli karışır. Uğursu hadise cezaevinde sonuçlanarak elli beş yıldır söylenegelen bir drama dönüşür.

Sıcak bir temmuz günü Mustafa Şahbudak her zamanki gibi yine köy kahvesi ne gider. O sırada kahveye Muhtar Tevfik Cezayirli'yi görmeğe Yatağan ilçe Milli Eğitim Müfettişi ile tahsildar gelmiştir. Muhtar olmadığı için misafirleri her zaman olduğu gibi Mustafa Şahbudak ağırlama görevini üstlenir. İki misafiri alıp yemeğe götürür. Döndüklerinde Muhtar'ı kendilerini bekler görürler. O gün iki misafirden izin isteyip yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında orman memuru Mehmet İn çıkagelir. Mehmet sarhoştur. Bir gün önce komşu olan Çiftlik köyünde yangın olmuştur. 1946 seçimlerinin evrakları Yatağan'a gönderilecektir. Seçim evrakını Yatağan'a köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı ise yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi Muhtar'dan ister. Muhtar:
-Olmaz daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem der. Bunun üzerine Ormancı ile Muhtar arasında bir tartışma başlar. Muhtar en sonunda:
-Ayıp ediyorsun Mehmet bize müsaade et der.

Ormancı kahveye girip tekrar geri döner gelir. Dama masasını bir yumrukta darmadağın eder. Mustafa Şahbudak bu davranışa tahammül edemez ve Ormancı'ya bir tokat atar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler adamı alıp sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı oradan bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın tahammül sınırını daha da zorlar. Yerinden kalkar Ormancı'nın üzerine yürür. Ormancı Mehmet'in kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ın sol kolunun pazısından yaralar. O zaman Mustafa Şahbudak Ormancıyı korkutmak için belindeki tabancayı çıkarır yere doğru ateş eder. İşte ne olursa o an olur!

Muhtar Ormancı'nın ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat Mustafa Bey tetiği çoktan çekmiştir... Ormancı bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atış üzerine Mehmet in yere düşer.

Arka cebinde tabaka olduğu için ona hiç bir şey olmaz. Bu arada ne yazık ki Mustafa Şahbudak kaza kurşunu ile dostu Tevfik'i vurur. O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i tahta bir sal üzerinde Muğla devlet hastahanesine götürürler. Tevfik çok kan kaybetmektedir. Mustafa Doktor Veli Bey'e:

Babamın selamı var bu adamı iyileştir. der.
Veli Bey:
-O ölecek önce senin kolunu saralım. der. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak:
-Ben ölüyorum hakkını helal et. der.
Mustafa:
-Hayır sen ölmeyeceksin! derken ağlamaya başlar. Aslında orada herkes efelerin ağlamadığını bilir. Ancak Mustafa arkadaşının bu durumuna dayanamamıştır.
Gerçekten de biraz sonra Tevfik hayata gözlerini kapar. Mustafa en yakın arkadaşını öldürdüğü için polise teslim olur Bu olay üzerine dört yıl ceza yer. Ceza. evindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak Ormancı'ya kini gittikçe artar. Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Ormancı tayin ister.
Kavaklıdere Orman Müdürlüğüne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında kendi memleketi olan Marmaris'te ölür.

Mustafa Şahbudak cezaevinden çıktıktan sonra anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp Muğla merkeze yerleşir.

Çok sevdiği günlerini birlikte geçirdiği arkadaşını Muhtar Tevfik Cezayirli'yi tek
kurşunla öldürdüğünde arkada yirmi beş yaşında bir eş ve üç çocuk bırakır. Muhtar'ın eşi Pembe bu acıya dayanamayınca birkaç yıl sonra aklı dengesini yitirir. Oğlanın biri İzmir'e yerleşir. Diğer oğlanla kız köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam etmekteler.

Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa'ya bir gün arkadaşları Tahir Usta adında bir değirmenciden bahsederler. Bu değirmenci annesinin akrabasıdır. Değirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. İşte Gevenes köyünde yaşanan bu acı olay da bu kişi tarafından bestelenmiştir. Düğünlerde okunan herkesin diline düşen türkü ''Ormancıdır.'' Bir gün radyodan duyduğu bu türkü ile unutmak istediği olayları tekrar yaşar gibi olur. Radyoyu kapatır bu türküden çok incinmiştir.

Ormancı türküde Ormancı adı ile Mustafa Şahbudak ise ''Bay Mustafa" adı ile yer almıştır.

Ormancı Mehmet'in bir anlık sarhoşluğunun musibetini yıllarca pişmanlık
duyarak ve memleketinde barınamayarak ödedi demek yanlış olur.
Çünkü o türkü yaşadığı müddetçe kötü adam olarak anılacaktır ve tarihe öyle geçecektir.*




avatar
Halil Erol

Erkek Mesaj Sayısı : 509
Yaş : 56
Nerden : Bergama/İzmir
Kayıt tarihi : 27/07/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

KERİMOĞLU ZEYBEĞİ'NİN HİKAYESİ

Mesaj tarafından Halil Erol Bir Salı Ekim 14, 2008 12:32 pm

Pisi'de küçük bir evde, bir anne ve iki oğlu kendi hallerinde yaşarmış. Babalarını küçük yaşta kaybetmenin ezikliğini, annelerinin dul olmasının getirdiği sorunları, tütüncülük denilen o en meşekkatli ziraatçilik türünü, yokluğu ve çevre baskısını en derinden yaşarlarmış. Anne Hatice oğulları büyüdükçe onlara söz geçiremez olmuş, ne yapacağını şaşırmış. Ağabey Kerimoğlu Hüseyin (ölmüş babasının adı Kerim'miş) arasıra güzlü tütün alım satımı yaparmış. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde devletin dış borçları nedeniyle Avrupa devletleri tütün üretiminden elde edilecek vergi gelirlerini müsadere altına almışlar, Tütün Rejisi denilen bu sistemde Reji bir yandan ülke kaynaklarının bu şekilde gaspını sağlarken, bir yandan da tekel konumlu alıcı sıfatıyla tütün üreticisini ezermiş. Reji'den başka yere tütün satmak yasakmış. Reji istediği fiyatı verir, ödemeyi de istediği zaman yaparmış. Arkasında devletin yabancı ülkelerle akdettiği anlaşmalar olunca da, hükmü ve varlığı kanun koruması altında, kolluk kuvvetleri de emrindeymiş. Reji'ye birazcık karşı gelen, Reji aleyhinde birazcık konuşan, dayağı yer otururmuş. Ağabey Hüseyin en çok karşı gelenlerden ve en çok konuşanlardan olduğundan devamlı hapis yatar dururmuş. Böyle bir ortamda halkın tek gelir kaynağı kaçakçılıkmış. Kaçakçılık denilen de kendi tütününü kendi istediğine satmakmış.
1889’da gösterirken küçük kardeş Eyüp (Kerimoğlu)’da 17 yaşlarına gelmiş. O da delikanlılığın verdiği ateşle bu düzene ve sisteme isyan edenlerdenmiş. Ağabeyi Hüseyin hapse girdikçe Eyüp de hiddetlenir, daha da isyankar olurmuş.
Günlerden bir gün, Pisi'ye yakın bir köyde arkadaşları ile düğüne gitmişler. İlerleyen saatlerde Kerimoğlu Eyüp arkadaşları ile zeybek oyununa kalkmışlar. Bunun üzerine Muğlalı zenginlerin Pisi ovasındaki arazilerinin kahyalığını yaptığı için Pisi muhtarı olan İzzet Ağa gençlere; “Utanmadınız mı bunca büyüklerin önünde oyuna kalkmaya. Ne zaman adet oldu büyüklerden izin almadan oyuna kalkmak” demiş ve küfürle devam etmiş. Zira büyüğünden izin almadan zeybek oynamaya kalkmak hakaret sayılırmış. Muhtarın karşı hakaretleri üzerine taraflar arasında tartışma çıkmış. Kerimoğlu Eyüp tartışma esnasında belinden çıkardığı bindirme tabancası ile muhtarı öldürmek için ateş etmiş. Ancak muhtar aniden kendini yana atınca sadece kolundan yaralanmış. Düğün yerinde bulunan muhtarın adamları Eyüp’e vurmaya başlamışlar ve onu çok fena hırpalamışlar. Bir ara bir fırsat bulan Eyüp ellerinden kurtulmuş ve evine sığınmış.
Çok geçmeden kolluk kuveetleri Eyüp'ün evini kuşatmış ve Eyüp dağlara doğru kaçarken çıkan çatışmada Eyüp’ün silahından çıkan bir mermi ile bir zaptiye ölmüş. Kerimoğlu Eyüp hiç yoktan bir katil olmuş. Zaptiyeler uzun süre dağda Eyüp'ün izini sürmüşler ama bulamamışlar. 19 yaşındaki bu zeki ve çevik genci ele geçiremezler. Ve nihayet Milas ’ta kaçakçı yakalamakla ünlenmiş “Kör Arap” lakaplı İsmail Çavuş’a haber salarlar.
Kör Arap, daha öncae girdiği bir çatışmada gözünün birini kaybettiğinden ve çok esmer tenli olması sebebi ile bu lakap ile anılırmış. Çok acımasız ve çok keskin nişancıymış. Kerimoğlu eyüp, ağabeyi hüseyin ve koca oğlan(goca gavak)lakaplı adamıyla, eyüp'ün sözlüsü olan sarı sultan'ın evine(sarı sultan, ibiş ibrahimin torunu. ve mısafir olunan ev de ibişoğlu ibrahim'in) misafir olurlar. İbişoğlu İbrahim torunu sarı sultanı yerkesikten başkasına vermek istemektedir. İbiş ibrahim, torununu ikna edemediğinden, eyüp'ü öldürtmek için yerkesik'teki kişilerle plan kurarlar. Plan; eyüp'ü kör arap'a gammazlayarak pusu kurdurarak öldürtmek.
1901'in çok güzel bir bahar günüymüş. Öğledensonra dört sularında, pırıl pırıl güneşli bir hava, çamların arasında dolaşan hafif bir meltem, Eyüp'ü tedbirsiz kılmış olacak ki, geceleri dağlarda kaçak dolaşıp, gündüz olunca vardığı İbişoğlu’nun kulübesinde çok derin bir uykuya yatmış. Pencere ve kapının açıldığını farketmemiş. Uyuyan insanı yılan sokmazmış ama yılanın yapmadığını Kör Arap yapmış o sokmuş. Mışıl, mışıl uyuyan Eyüp'e hiç acımadan ve uyandırmadan, canına kıyıvermiş.
Eyüp'ün ölümünden sonra annesi Hatice kahrına fazla dayanamamış, o da çok geçmeden ölmüş. Ağabey Hüseyin önce Yerkesik’e yerleşmiş, çok geçmeden orayı da terk etmiş, nereye gittiğini hiç bilen olmamış.
Ama gün gelecek “Reji” de tarihe karışacaktı. Daha da önemlisi, Eyüp, yöre insanları için kaderine razı olmamanın, her ne olursa olsun direnmenin sembolü oldu. Pisi'nin ve Yerkesik'in de bir kahramanı vardı artık: 19 yaşında, mükafat için kalleşçe vurulan “Kerimoğlu Eyüp”. Halk, kendi kahramanı için, Reji'nin ayakçısı Kör Arap'ı inceden tiye alan türküsünü yakmıştı bile Bugünlerde Yerkesik Belediyesi'nin katkılarıyla,'kerimoğlu Eyüpün kalleşçe öldürüldüğü ev restore edilmiştir. sözleri

Haydülen de ülen de,
Karadağların sandalı da, sandalı.
Al ganlara boyanmış,
Kerimoğlunun her yanı da her yanı.


Öf aman da aman da
Şu dağlarda keklik kalmadı.
Oyna len de koca Arabım sen oyna,
Senden başka yiğit (!) kalmadı.


Öf ülen de aman da
Yerkesikinen şu pisinin arası
Nerelerde bozulmuş
Kerimoğluylan körarabın arası

Öf aman da öf aman
Eyüp efem gitti gitti bulunmaz
Elleme Körarabım elleme
Uykularda adam vurulmaz


En son Eryiğit tarafından Perş. Ekim 23, 2008 11:12 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
avatar
Halil Erol

Erkek Mesaj Sayısı : 509
Yaş : 56
Nerden : Bergama/İzmir
Kayıt tarihi : 27/07/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

KERİMOĞLU ZEYBEĞİ VİDEOSU

Mesaj tarafından Halil Erol Bir Salı Ekim 14, 2008 12:35 pm